İstanbul’da turistik olmayan bir gün: Balat’tan Kuzguncuk’a
Sultanahmet’i görmüş, sıra beklemekten bıkmışsan: iki yaka, iki mahalle ve bir vapur üzerinden geçen tam gün rotası.
Antoloji · CC BY-SA 4.0 · Wikimedia Commons
İstanbul’a ilk gidişinde Ayasofya, Topkapı, Kapalıçarşı üçlüsü doğru bir seçim. İkinci gidişinde aynı şeyi tekrarlamak ise şehri hiç görmemek demek. Bu rota, tarihi yarımadaya hiç uğramadan geçen bir gün.
Sabah — Balat ve Fener
Eminönü’nden Ayvansaray’a Haliç vapuruyla 20 dakika. Balat’a yukarıdan, Vodina Caddesi’nden girmek daha doğru: renkli evler turistik fotoğraf noktasına dönüşmüş olsa da bir sokak yukarısı hâlâ mahalle.
- Fener Rum Lisesi. Kırmızı tuğlalı devasa bina; içine girilmiyor ama sokaktan bakmak bile etkileyici.
- Ayakapı ve surlar. Balat’ın deniz tarafında, Bizans surlarının hâlâ ayakta kalan bölümü.
- Kahvaltı. Balat’ta artık her köşe kafe. Fiyat için iki sokak içeri girmek yeterli.
Öğle — Haliç boyu
Balat’tan Eyüpsultan’a yürünüyor (yaklaşık 35 dk). Teleferikle Pierre Loti’ye çıkıp Haliç’i tepeden görmek, şehri anlamak için en hızlı yol. Mezarlığın içinden aşağı yürüyerek inmek de mümkün ve daha güzel.
Akşamüstü — Kuzguncuk
Üsküdar’a vapurla geç, oradan otobüsle 10 dakika. Kuzguncuk tek bir cadde: İcadiye. Cami, kilise ve sinagog aynı sokakta. Bostanı hâlâ duruyor.
Gece
Kuzguncuk’tan Beylerbeyi’ne sahil boyunca yürüyüp (25 dk) boğaz köprüsünün altından geçmek günü bitirmenin en iyi yolu. Kalabalık yok, ışık var.